GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Memur ve Memur Emeklisi İçin Yüzde 50 Civarında bir Artış Olacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, memur ve memur emeklisi maaşlarında beklenen artış konusunda "Yüzde 50 civarında bir artış." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Gazze'de yaşanan insanlık dramı karşısında tüm dünyada yükselen bir tepki olduğunu ancak Batı'daki birçok ülke yönetiminin iyi imtihan veremediğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin bu konuda tarihsel sorumluluğunu yerine getirdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olayların ilk anından itibaren çok yoğun bir mesai ve bütün enerjisiyle ateşkes için gayret sarf ettiğini söyledi.

Yılmaz, Türkiye'nin Filistin'de kalıcı barış için siyasi bir çözüm oluşmasını istediğini, gerekirse garantörlük dahil bütün mekanizmalara ve sorumluluklara hazır olduğunu ifade ederek, "Bir an önce bu insanlık dışı sahnelerin ortadan kalkmasını, çocukların, kadınların, sivillerin katledildiği bu insanlık suçlarının bir son bulmasını ve sorumlularının bir an önce uluslararası mahkemeler önünde, uluslararası hukuk içinde hesap vermesini bekliyoruz." diye konuştu.

Mayıs ayındaki seçim sonucunda siyasi belirsizliklerin, 12. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program (OVP), 2024 yılı bütçesi ve Hükümet Programı'yla da politika belirsizliklerinin ortadan kalktığını vurgulayan Yılmaz, "Depreme rağmen bütçe açıklarını makul seviyede tutmayı başardık. Diğer taraftan Merkez Bankamız büyük bir rezerv birikimi sağladı. 98,5 milyar dolara düşmüştü geçtiğimiz mayıs ayında resmi rezervlerimiz. 8 Aralık'ta 141,4 milyar dolara ulaştı. Tüm zamanların rekoru. Baktığınız zaman hakikaten yüzde 44'e yakın bir artış olmuş rezervlerimizde." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, 5 yıllık ülke risk primi CDS'nin mayıs ayında 700'lere kadar çıktığını, bugün gelinen noktada 300'lerin dahi altını test ettiğini hatırlatarak, bunun Türkiye'ye ilişkin algıdaki değişimi, dönüşümü, güven ortamındaki artışı gösterdiğini kaydetti.

Son dönemde, bütün bu adımların katkısıyla Türkiye'ye dışarıdan fon akışının arttığını dile getiren Yılmaz, bunun kredi notlarındaki yükselmelerle daha da artacağını, Türkiye'deki yatırım ortamının çok daha olumlu bir noktaya geldiğini söyledi.

Yılmaz, "Kim ne derse desin dünyada en iyi yatırım yapılabilir ülkelerden biri Türkiye. Coğrafyasıyla genç nüfusuyla birikimiyle dinamizmiyle ve buna biz Türkiye Yüzyılı diyoruz. Cumhuriyet'imizin yüzyılını geride bıraktık. Şimdi Türkiye Yüzyılı, yatırımların yüzyılı olacak ve büyümeye, gelişmeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Enflasyonla mücadele edilmesine rağmen Türkiye'nin bu yıl üçüncü çeyrekte yüzde 5,9 büyüdüğünü, 9 ayda ise yüzde 4,7 büyüdüğünü anlatan Yılmaz, yıl sonunda yüzde 4,4 hedefinin rahatlıkla yakalanacağını ifade etti.

Yılmaz, Türkiye'nin milli gelirinin yıllıklandırılmış olarak 1 trilyon 76 milyar doları bulduğunu, yıl sonunda 1,1 trilyona yakın seviyede bir milli gelir beklediklerini bildirerek, şöyle devam etti:

"Bu 1 trilyon eşiğini de ilk defa aşmış oluyoruz. Tarihimizde ilk defa Türkiye nominal dolar bazında, 1 trilyon doları bu yıl aşmış olacak. Kişi başına gelirimiz de 12 bin 500 dolarlar civarında gerçekleşecek diye düşünüyoruz. Bu da önemli gerçekten. Nominal olarak 17. büyük ekonomi olarak bu yılı kapatmayı öngörüyoruz. Satın alma gücü paritesiyle milli gelire baktığımızda ise dünyanın 11. büyük ekonomisi olarak yolumuza devam ediyoruz."

"Aylık bazda bir düşüş eğilimine, bir ivme kaybına girdi enflasyon"

Türkiye'nin büyüme ve reel ekonomide çok başarılı olduğunu, artık enflasyonla mücadelenin en öncelikli mesele haline geldiğini anlatan Yılmaz, bu doğrultuda izlenen para, maliye politikaları ve yapısal reformların ilk etkilerini görmeye başladıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aylık bazda bir düşüş eğilimine, bir ivme kaybına girdi enflasyon. Geçen yıl aylık ortalama 4,3 enflasyon olmuş. Son üç ayda bu rakam 3,8 seviyesine düşmüş durumda. Yani aylık bazda sonuçlar çıkmaya başladı. Yıllık bazdaki sonucu ise belirgin bir şekilde 2024'ün ortalarından itibaren göreceğiz. Niçin böyle? Geçtiğimiz yaz döneminde çok yüksek artışlar yaşadık. Normalde mevsimsel etkilerle bakarsanız yazın düşük olur enflasyon, sonbaharda yüksek olur. Bu sene biraz tersini yaşadık doğrusu. Yazın yüksek oldu. Kurdaki hareketlilik, başka faktörler. Şimdi geldiğimiz noktada tedbirlerimizin neticesinde mevsimsel koşullar aleyhte olduğu halde enflasyonda aylık bazda ciddi bir ivme kaybı söz konusu. Yıllık bazda bu baz etkisi dediğimiz bir şey var. Yani yazın hesabımıza giren bu yüksek rakamların hesaptan çıkması gerekiyor ki ciddi bir düşüş gerçekleşsin. O da önümüzdeki 2024'ün ortaları gibi gerçekleşmiş olacak. Dezenflasyon süreci diyoruz. 2025'te bu bir istikrar süreciyle devam edecek. Yüzde 15'lere kadar düşmesini öngörüyoruz 2025'te enflasyonumuzun. 2026'da ise tek haneli rakamlara, yüzde 8,5 gibi bir rakam var Orta Vadeli Program'ımızda, tek haneli rakamlara yeniden dönüş olacak. Bu çok önemli bir şey; öngörülebilirlik sağlamak bakımından, sosyal adalet bakımından, vatandaşımızın satın alma gücünü koruma bakımından. Dolayısıyla enflasyonu kademeli bir şekilde tek haneli rakamlara yeniden düşürme perspektifimiz var. Bunu da laf olarak söylemiyoruz. Altını politikalarla doldurmuş durumdayız. Adım adım da bunları hayata geçiriyoruz."