TEKNOLOJİ

Türk Savunma Sanayisi "Bir Taşla 14 Kuş" Vurdu

Türk savunma sanayisinde bir KOBİ'nin liderlik ettiği entegre güvenlik çözümü, 14 şirkete ihracat fırsatı oluşturdu.

Elektro optik görüş ve sınır güvenliği sistemleri, askeri araç elektroniği çözümleri ve döner kanatlı insansız sistemler üreten Asisguard'ın Nijerya'da uygulayacağı Yol Güvenliği Projesi ile savunma sanayisi için birçok ilke imza atıldı.

Proje kapsamında Asisguard'ın yanı sıra HAVELSAN, STM, Nurol Makina, Gürbağ Savunma, MILMAST, Radio Teknoloji Hizmetleri, Promec, Mirsan, Makelsan, UNIDEF, Sarsılmaz, Güçbir, Barok Savunma'nın dron, zırhlı kara aracı, silah sistemi, silah kulesi ve çeşitli ekipmanlardan oluşan bir dizi ürünü ihraç edilecek.

Asisguard Genel Müdürü Mustafa Barış Düzgün, yaptığı açıklamada, Nijerya'ya ihracat serüvenin başlangıcının 2,5-3 yıl önce küresel salgın sürecine kadar uzandığını söyledi.

O dönemde envantere giren ürünlerinin ihracatına yönelik yoğun bir çalışma yürütmeye başladıklarını dile getiren Düzgün, iletişim ve seyahat olanaklarının kısıtlandığı bu dönemi fırsat olarak görüp, kendilerine birkaç hedef ülke seçtiklerini ifade etti.

Silahlı dron kapıyı açtı

Bu ülkelerden birinin Nijerya olduğunu bildiren Düzgün, şöyle konuştu:

"Nijerya'ya ilk başta silahlı dron SONGAR'ı tanıtmaya gittik. SONGAR çok ilgi gördü, teröristlere, çetelere karşı kullanılabilecek bir ürün olarak görüldü. Polis teşkilatı için belli sayıda ürünle satış yaptık. Gidip gelirken Nijerya'yı tanımaya başladık. Ülkedeki tehlikeler, önemli şehirler nereler, terörist gruplar nasıl aksiyon alıyorlar gibi konuları çalıştık. Savunma Bakanlığı ve polis teşkilatına Türkiye'nin terörle mücadele tecrübesinin çok fazla olduğunu, görme, koruma ve karar verme metotlarını bir sistem olarak sunabileceğimizi anlatmaya başladık. Afrika'da sizden bir dron değil, bir sistem çözümü getirmenizi istiyorlar. Problemi anlatıyorlar ve ona karşı komple bir çözüm derdindeler. Bu esnada ikinci satışımızı gerçekleştirdik. Asisguard ismi duyuldukça bize güven artmaya başladı. Yaklaşık 2,5-3 yılda 7 kez biz, 7 kez onlar geldi. Bir modeli ve içinde olması gereken ürünleri anlattık."

Türkiye'de kendi ürünlerini satan ve ihracat başarılarına ulaşan çok sayıda firma olduğunu, ancak bunu takım halinde birlikte gerçekleştirmenin birçok zorluk içerdiğini vurgulayan Düzgün, Nijerya'da görüşmeler yürütürken aynı zamanda ihtiyaç duyulan ürünler ile Türkiye'deki üreticileri bir araya geldiklerini söyledi. Barış Düzgün, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu firmaları inandırmak gerekiyordu. Nijerya çok zor bir coğrafya, ticaret, projeye ikna etmek çok zor. Bu şirketler de Nijerya'da faaliyet göstermeyi denemişler. Nurol Makina'yı, HAVELSAN'ı, STM'yi ikna ettik. Bunlar proje kurgusundaki platform sahipleri. HAVELSAN BAHA'yı ilk kez, STM TOGAN'ı, Nurol Makina YÖRÜK aracını Nijerya'ya ilk kez ihraç etmiş oldu. Nurol Makina kendi aracını ilk kez başka bir şirket üzerinden ihraç etti.

Araçlar ve gözetleme kulelerindeki ekipman ihtiyaçlarını Türkiye'den tamamlama arayışına girdik. Mast ihtiyacını MILMAST ile konuştuk, bu projede yer aldı. Mast üzerindeki kameralar, gözetleme kuleleri için pan-tilt sistemine ihtiyaç oldu, Gürbağ Savunma ile konuştuk. 12,7 mm silahları Sarsılmaz sağlayacak, araç içi konuşma sistemini Barok Savunma temin edecek. Promec'in ürünü olacak.

Büyük platform sahipleri, Asisguard'dan büyük, 3000 kişilik şirketler bize bu yetkiyi verdiler, bize inandılar. Gerçekten bu çok zor bir model. Çünkü takım oluşturmak, bu uyumla beraber gidebilmek çok zordu. Buna destek veren herkes 2,5-3 sene arkamızda durdu. Böylelikle bir şirket ile hükümet arasında sözleşme yapabildik."

Bu yıl teslim edilecek

Düzgün, projenin başarılı şekilde ilerlediğini ifade ederek, "Beraber takım olmanın ve sistemlerin sistemi bir projeyi Nijerya'ya teslim etmenin gururunu bu yıl yaşayacağız. O pazarda daha çok Türk şirketiyle takım olarak faaliyetlerimizi geliştireceğimizi düşünüyorum." dedi.

Proje görüşmelerine ilişkin anekdotlar paylaşan Düzgün, kendilerinden dijital yerine basılı kataloglar istendiğini ve bu nedenle bavullarda kilolarca katalog taşıdıklarını söyledi. Çeşitli şehirleri ve uygulama yapılacak bölgeyi birlikte incelediklerini anlatan Düzgün, "Onlara yol arkadaşı ve çözüm ortağı olduk. Ticaretin başlamasının ana sebebi bu oldu. Yerimizden mail atabilir, takip etmeyebilirdik. İlk başta adım "mister Barış"tı, sonra "Mustafa", sonra "brother"a döndü. Birlikte terör bölgelerinde kaldık, birlikte yemek yedik, sorunlarını takip ettik. Onlarla paydaş olduk, onlar da bunun sonunda projeyi beraber yürütmemize izin verdiler." diye konuştu.